8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü Kutlu Olsun!

1800’lü yıllarda ağır çalışma koşulları, çok düşük ücretler ve haftalık 75 saate varan çalışma sürelerine Avrupa’da yayılan örgütlenme ve başkaldırı dalgası ABD’yi de etkisi altına alır. Bu yıllarda New York kentinde on binlerin katıldığı büyük grevler örgütlenir. Bunlarda biride 20 bin tekstil işçisinin katıldığı Büyük Newyork grevidir.

 

Bu grevdeki tekstil işçisi kadınları desteklemek amacı ile 27 Ağustos 1920 tarihinde Danimarka’nın Kopenhag kentinde gerçekleştirilen 2. Uluslar arası Sosyalist kadınlar Konferansı’nda bütün ülkelerde ortak belirlenecek bir tarihte Uluslarası Kadınlar Günü kutlanmasını önerir. Karar kabul edilir ve birçok ülke farklı tarihlerde kadınlar günü kutlamaları yapılır. 1911 yılı 25 martında Triangle Gömlek fabrikası yangınında çoğu kadın ve yarısından fazlası henüz 20 yaşında bile olmayan 146 işçi hayatını kaybeder.

 

1917 yılına gelindiğinde, Rusya’da çarlığa ve savaşa karşı Şubat’ın son Pazarı, eski takvime göre 23 Şubat’a bugünkü tavkime göre 8 Mart tarihine karşılık gelen günde kadınlar yürüyüşe geçerler. Acımasızca bastılırılan yürüyüş büyüyerek Şubat devrimini başlatır. Bu tarihten itibaren, dünyanın birçok yerinde 8 Mart kadınların birlik, mücadele ve dayanışma günü olarak kutlanmaya devam edilir. Ülkemizde 1921’de gizli koşullarda kutlanmaya başlayan 8 Mart, 1975 yılında Birleşmiş Milletler’in kararıyla uluslar arası kadınlar günü olarak kabul edilir.

 

8 Mart dünyanın her yerinde işçi-emekçi kadınlar tarafından bir eylem ve mücadele günü olarak kutlanmakta ve kadınların ve kadın işçilerin sorun ve taleplerini haykırdıkları, “örgütlüysek güçlüyüz-özgürüz” mesajını verdikleri, baskıya ve sömürüye karşı haykırdıkları bir gün olmuştur.

 

GÜVENCELİ VE SENDİKALI BİR İŞ; ŞİDDETSİZ BİR YAŞAM İSTİYORUZ!

 

Çalışma yaşamına ilişkin saldırı başlıkları ve yaşanan toplumsal dönüşümler, kadın-erkek tüm işçi sınıfını etkilemektedir. Geleneksel ve toplumsal değer yargıları ve toplumsal cinsiyet rolleri nedeniyle kadınlar erkek işçilerin yaşadığı sorunlara ek olarak pek çok sorun ve sömürü biçimiyle karşı karşıya bulunmaktadır. 

 

Kadınlar içinde yaşadığımız erkek egemen sistem içinde ayrımcılığa, baskıya, çok çeşitli yasaklarla karşılaşıyor. Hem evde hem işte kadına dayatılan toplumsal cinsiyet rollerine karşı mücadele verirken aynı zamanda çalışma hayatının içinde de kadınlara yönelik ayrımcılık ve hak ihlalleri özellikle sendikasız işyerlerinde üst boyutta seyrediyor. İşyerlerinde cinsel tacize, şiddete ve mobbinge maruz kalıyor. Esnek, güvencesiz çalışma ve taşeronlaşma politikalarından en fazla kadınlar etkilenirken, ekonomik kriz dönemlerinde ilk işten çıkarılanlar gene kadınlar oluyor.

 

Kadınların çalışma hayatına katılmasının önündeki engelleri kaldıracak kadın istihdam politikalarının yanında, kadınların ve çocuklara yönelik her türlü istismarın önüne geçilmesi için koruyucu ve destekleyici tüm önlemler alınmalıdır. İstismarının önüne geçilmesi için toplumsal farkındalığın artırılması gerekmektedir.

 

KADINLAR SENDİKALARA!

            Tüm bu sorunlara karşı kadınlar çaresiz değildir. Kadınlar güçlü olmalı, güçlü olmak için birleşmelidir. Kadın kimliğine yönelik her türlü saldırgan tutumun önüne geçmek yine kadınların elindedir. Bu nedenle kadınlar sendikalara üye olmalı, aktif olarak yer almalı ve sorunlarına ortak çözümler üretmelidir. Kadınlar bu sayede işyerinde ayrımcılığa karşı çıkabilir, emeğinin karşılığını talep edebilir. Kendisine yönelik her türlü şiddete karşı durabilir.

 

Güvenceli İş, Eşit İşe Eşit Ücret, Kreş Hakkı İçin, İş Kazalarına, İşyerlerinde Cinsel Tacize, Şiddete Ve Mobinge Karşı KADINLAR SENDİKALARA!


SENDİKALI OL GÜÇLÜ OL!