Genel Başkandan
Kölelik Düzenine Karşı Sendikalı Ol!

Kölelik Düzenine Karşı Sendikalı Ol!

 

Emek-sermaye çelişkisi derinleşerek artıyor. Ülke ekonomilerinde borçluluk oranlarında muazzam artışlar bir başka krizin habercisi olarak görünüyor. Her krizde işçiler ve emekçilere ağır bedeller ödetiliyor.  Sermeye kesimleri ekonomik büyümeye işçileri ve emekçileri ortak etmezler ancak ne zaman bir kriz olur o zaman krizin yükünü emekçilerin üzerine yıkmaya çalışırlar. Emekçiler bunu işsizlik olarak, vergi oranlarında artış olarak, özelleştirme politikalarıyla,  sendikasızlaştırma, taşeronlaşmanın yaygınlaştırılması, kıdem tazminatının kaldırılmak istenmesi olarak görürler. Bu uygulamaların hiç biri meşru değildir. Ancak meşru olan bir şey vardır ki o da işçilerin mevcut haklarını korumak, işsiz kalmamak, taşeron çalışmamak, sendikalaşma hakkını savunmak için ortaya koyduğu direniştir. Çünkü işçilerin ve emekçilerin muktedire karşı gösterebileceği en büyük gücü sayısal çoğunluğunu, potansiyelini açığa çıkarabilmesidir ki bu da örgütlülüktür. Bunun adı işyerinde sendikalaşmaktır.

 

Kıdem tazminatımıza el sürdürmeyiz.

Kıdem tazminatının işçi açısından birçok karşılığı vardır. Ancak bunlar arasında en önemlisi nispi oranda iş güvencesi sağlamasıdır. Kıdem tazminatının 1936 yılında çalışma hayatına girdiği günden itibaren, özellikle işçilerin her geçen örgütlendiği ve yeni hak talep ettiği dönemler olan 70’li yıllarda “bir yıla 30 gün” olarak emekçilerin kazanımı olarak geliştirilmiştir. Geçmişten günümüze kadar gelen bu hakkı ödeme yükümlülüğünde olan işverenler bugün bu hakkı amacından soyutlamaya çalışmaktadır. İşçi sınıfının bugün elinde bulundurduğu bu en önemli hak sermeye kesimlerinin hedefi haline gelmiştir. Sermaye kesimleri kıdem tazminatının şu anki uygulama şeklinde değişiklik talep etmekte rahatlıkla işçi çıkarabilmenin önünü açmak ve işçi çıkarırken de tazminat ödeme oranlarını düşürmek istemektedirler. Bugünkü sistemde bir yıla 30 gün olarak değil 11-22 gün arasında bir belirleme yapılmak istenmektedir. Bunu da doğrudan işveren değil bir fon sistemi aracılığıyla ödenmesi gündemdedir.  

 

Yasal düzenlemelerin amacı ucuz iş gücü yaratmaktır.  

Çalışma hayatında daha esnek bir çalışma sistemiyle işçiler açısından son derece önemli olan düzenli çalışma düzeninden vazgeçmek istemektedirler.  Bu amaçla, hükümetin çalışma hayatına getirmek istediği uygulamalardan bir Özel İstihdam Büroları’dır. “Kiralık işçilik” olarak adlandırabileceğimiz bu sistemde patronlar çalıştırdıkları işçiler üzerinde hiçbir maddi ve hukuki olarak sorumluluk almayarak daha ucuz bir işgücü istihdam etmenin yolunu aramaktadırlar.

Taşeron sistemi çalışma hayatımızda çok önemli bir sorun olara varlığını korumaktadır. Taşeron çalışma bugün alabildiğine tüm işkollarında var olan ve emek sömürüsünden başka şekilde ifade edemeyeceğimiz bir düzendir. Taşeron çalışma modern kölelik düzenidir. Taşeronlaşma bugün örgütsüzleştirmenin bir aracı vasfını görmekte, işçiler ise hiçbir hak talep edememektedir. Ücretler çok düşük hatta asgari ücretin dahi altındadır.  Bugün taşeron çalışma yasalara aykırı şekildedir.  Taşeron çalışmaya kölelik düzenine bugün hükümet yasal bir kılıf hazırlamak istemektedir. Ancak taşeron işçiliğin bir an önce kaldırılması gerekmektedir.

 

 

Hepimize Görev Düşüyor!

Örgütlülük yaşamın temelinde vardır. İşte biz emekçiler örgütlü bir mücadeleye en fazla ihtiyaç duyacağımız bir dönemden geçiyoruz.  Sermaye kesimleri söz konusu işçi hakları olduğunda ortak hareket ediyor. Ancak işçiler ve emekçiler için bu ortaklığı yakalayabildiğimizi söylemek pek mümkün değil. Mevcut haklarımız geçmişte işçilerin ve emekçilerin mücadele sonucu elde ettiği kazanımlar olarak günümüze kadar gelmiş bugün ise tamamen ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır.

 

Tekstil ve Deri İşçileri örgütlenerek haklarını kazanabilir!

İşçilerin ve emekçilerin örgütsüz çalışmaya karşı birlikte hareket etmesinin önü açıktır. Tekstil ve deri de çalışan işçiler yoğun bir emek sömürüsü altında çalışmaktadır. Bunun en büyük nedenlerinden biri de örgütsüz çalışmanın yaygın olmasıdır. Merdiven altı üretimin yaygın olduğu bir sektördür. İşçiler tatil demeden, yıllık izin kullanmadan, çoğunlukla asgari ücret alarak çalışmakta, sigorta primleri düşükten yatmaktadır. İşyerlerinde yaşanan sıkıntılar çok fazladır. Ancak bu durumu düzeltebilmek işçilerin birleşmesinde ve irade ortaya çıkarmasında gizlidir. Onurumuzla hak ettiğimiz şekilde çalışmayı istemek zaten örgütlenmekten başka bir anlam ifade etmez. Onurlu bir yaşam ancak örgütlü bir yaşam ile mümkündür.

 

 “Örgütlüysek her şeyiz, örgütsüzsek hiçbir şey” sözü her geçen daha da yakıcı bir şekilde ifade bulmaktadır. Tüm deri ve tekstilde çalışan işçileri DERİTEKS SENDİKASI çatısı altında birleşmeye, haklarını aramaya, mücadele etmeye çağırıyorum.

 

Musa SERVİ

DERİTEKS SENDİKASI

GENEL BAŞKANI

 

 

 


SENDİKALI OL GÜÇLÜ OL!